Orijinal Adı: Brief Einer Unbekannten
Yazar: Stefan Zweig
Çevirmen: Ahmet Cemal
Liste Fiyatı: 6 TL (Karton Kapak Fiyatı)
Sayfa Sayısı: 68
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
Goodreads Puanı: 4.19 (5 üzerinden)
Benim Puanım: 10 (10 üzerinden)
Arka Kapak Yazısı: Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
Bu blogtaki ilk kitap yorumumun sevdiğim bir kitaba olmasını istedim, yani Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'na.
Kitap boyunca adı verilmeyen bir kadının sevdiği adama yazdığı mektubu okuyoruz. Bu karşılıklı bir sevgi değil, R. (kadının sevdiği adam), mektup gelene kadar kadının farkında değil. Kadının acı çektiği nokta da bu. Sevdiği adam tarafından farkedilmemiş olmak...
Kitaba büyük beklentilerle başladım ama yine de tereddütlüydüm. Beğenmezsem diye acayip korktum. Düşününce 68 sayfalık bir hikaye beni nasıl etkileyebilirdi ki? Ama etkiledi, kitabı favorilerim arasına sokacak kadar hem de.
Öncelikle söylemem gereken şey yazarın harika bir üslubu olduğu. Betimlemeler çok iyiydi, ne çok fazlaydı, ne çok az. Bir erkek olarak bir kadının gözünden nasıl bu kadar iyi yazmış anlam veremedim. Yazara böyle bir mektup geldiğini, onu kitaba dönüştürdüğünü bile düşündüm. Sonuçta R. de bir yazardı.
Kadının aşkı, yaşadıkları çok dokunaklıydı. Karşılıksız olsa da aşkı hiç sönmedi, adam onun farkında olmasa da sadakatsizlik yapmadı. Günümüzün geçici aşklarının aksine, gerçek aşkı gördüm. Karşılıksız olsa da bence gerçek aşk tam anlamıyla buydu.
Kadına da, R.'ye de kızdığım çok yer oldu. Kadına sevgisini haketmeyen bir adam için uğraştığından, R.'ye de bakar görmez olduğundan.
Her şeyiyle çok etkilendiğim bir kitap oldu. Başucu kitabım yaptım kendisini.
Stefan Zweig'in diğer kitaplarını da okumak istiyorum, özellikle Satranç, Korku ve Bir Kadının Yaşamından 24 Saat'ini.
Betimlemelerden, uzun cümlelerden gözünüz korkmuyorsa tavsiye ediyorum.
Bir sonraki yazımda görüşmek üzere, mutlu kalın!




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder